İktisat Tarihi, Politik İktisat ve Ekonomi Sosyolojisi Açısından Bir Okuma:
Yılmaz Güney’in Umut filmi, Türk sinemasında çoğu zaman
“yoksulluk filmi” olarak etiketlense de, bu tanım filmi eksik ve yüzeysel okur.
Umut, bireysel yoksulluğun ötesinde, emek gücünün piyasa dışına itilişini ve
modernleşme söyleminin altındaki iktisadi şiddeti görünür kılan son derece
güçlü bir politik iktisat metnidir.
1. İktisat Tarihi Bağlamı: 1960’lar Türkiye’si ve Yapısal
Dışlanma
Umut’un tarihsel arka planı,
Türkiye’nin, kırsal–kentsel geçişinin hızlandığı, ithal ikameci sanayileşmenin
henüz sınırlı istihdam oluşturduğu, tarımda gizli işsizliğin kent yoksulluğuna
dönüştüğü bir döneme denk gelir.
Cabbar karakteri ne tarım toplumunun parçasıdır ne de sanayi
kapitalizminin istihdam edebildiği bir emekçidir. Bu, iktisat literatüründe “yedek
emek ordusunun dış halkası” olarak tanımlanabilecek bir konumdur.
2. Politik İktisat Perspektifi: Yoksulluk Bir “Durum” Değil,
Bir “Sonuçtur”
Ana akım iktisat yoksulluğu sıklıkla, düşük beceri, bireysel
başarısızlık ve yanlış tercihler ile açıklar. Umut bu anlatıyı kökten reddeder.
Cabbar, çalışmak ister üretmek ister, sisteme entegre olmak
ister. Ancak, sermayeye erişimi yoktur, mülkiyeti yoktur, kredi mekanizmaları
dışında kalmıştır.
Bu bağlamda film, yoksulluğu: ❝ bireysel tembellik değil, mülksüzleşmenin
sürekliliği ❞ olarak konumlandırır. Bu, açık bir Marxçı politik iktisat okumasına olanak verir.
3. Emek Gücünün Değersizleşmesi ve Enformel Ekonomi
Cabbar’ın faytonculuğu, düşük verimlidir, yüksek risklidir, sosyal
güvenlikten yoksundur. Bu durum, günümüzde “enformel ekonomi” dediğimiz yapının
erken bir temsilidir. Filmde, bir atın ölümü, tüm ailenin ekonomik çöküşüne yol
açar. Bu sahne, iktisat açısından son derece kritiktir. Emekçinin üretim
aracına sahip olduğu sanılır, ama o araç sigortasız, güvencesiz ve kırılgandır.
Bu durum güvence yokluğu ile kapitalist piyasa risklerinin birleştiği patolojik
bir durumu gösterir.
4. Piyango ve Define Arayışı: Rasyonel Olmayan Davranış mı?
Cabbar’ın piyango bileti
alması ve define arayışı çoğu yorumda; irrasyonellik, cehalet ve batıl inanç olarak
okunur. Oysa iktisatçı için bu davranışlar; rasyonel beklentilerin çöktüğü bir
ortamda olasılık temelli hayatta kalma stratejileridir.
Bu noktada film; davranışsal
iktisat, beklentiler teorisi, yoksulluk psikolojisi ile doğrudan ilişkilidir. Cabbar
şunu yapar; çalışmanın getiri sağlamadığı bir ekonomide, şansa yatırım yapar. Bu,
irrasyonellik değil; yoksulluğun rasyonelliğidir.
5. Ekonomi Sosyolojisi: Umudun Metalaşması
Filmde yalnızca emek değil, umut
da metalaşır. Piyango bileti ve define haritası birer “umut piyasası”
unsurudur. Bu noktada Umut, modern kapitalizmin yalnızca malları değil beklentileri
ve hayalleri de sattığını gösteren çok erken bir eleştiridir. Bu durum günümüzde kripto spekülasyonları, hızlı zenginleşme anlatıları ve finansal
kumar ile birebir örtüşür.
6. Umut’un Bittiği Yer: Sessiz Bir Politik Final
Filmin finali, dramatik değil,
sessiz ve çözümsüzdür. Bu çözümsüzlük, bilinçli bir tercihtir. Çünkü film; kapitalist
sistem içinde, yapısal olarak dışlanmış bir emekçinin mutlu sonu olamaz der. Bu,
sinemasal bir karamsarlık değil; iktisadi bir gerçekçiliktir.
7.Sonuç
Umut bir film değil, bir
iktisat metnidir. Umut; kalkınma söyleminin altındaki boşluğu, piyasa
ekonomisinin dışladıklarını ve yoksulluğun ahlaki değil yapısal olduğunu son
derece yalın ama derin bir dille anlatır.
Bu nedenle film; iktisat
tarihi için saha çalışması, politik iktisat için eleştirel metin, ekonomi
sosyolojisi için klasik bir vaka niteliğindedir. İktisatçı için ise Umut,
grafikle anlatılamayan gerçekliğin sinemasal ifadesidir.