Parasite (2019) Film Analizi: Kapitalist Toplumda Sınıf İlişkileri, Psikososyal Dinamikler ve İktisadi Yapısallıklar Üzerine

Özet

Bu çalışma, Bong Joon-ho’nun Parasite filmini; sınıfsal hiyerarşi, gelir dağılımı, davranışsal iktisat, neoliberal ideoloji, toplumsal dışlanma ve psikososyal çatışma kavramları üzerinden incelemektedir.

Film, Güney Kore’nin geç kapitalist dönüşümünün ortaya çıkardığı derinleşen gelir eşitsizliği, sosyal hareketliliğin tıkanması ve yoksulluğun patolojikleştirilmesi olgusuna dair bir mikro düzey öykü sunmaktadır. Analiz, karakterlerin davranışlarını iktisadi rasyonalite, beklenti teorisi, göreli yoksunluk ve görünmez emek gibi kavramlarla ilişkilendirerek; bireysel seçimlerin sistemsel bağlam tarafından nasıl belirlenip sınırlandığını ortaya koymaktadır.


1. Giriş

Parasite, kapitalist toplumlarda eşitsizliğin sadece ekonomik değil, aynı zamanda mekânsal, duygusal ve psikolojik boyutlarıyla da deneyimlendiğini göstermektedir. Filmde anlatılan çatışmalar bireysel değil; sistemin kendi iç dinamiklerinin ortaya çıkardığı sonuçlar olarak belirir.

 

2. Teorik Çerçeve

2.1. Neoliberalizm ve Kendini Girişimci Olarak Kurgulama

Neoliberal söylem, bireyi piyasada kendi varlığını satması gereken bir girişimci özneye dönüştürür. Kim ailesinin kendini pazarlama biçimleri bu duruma örnektir. Sahte sertifikalar; insan sermayesini kozmetik olarak şişirmeyi, manipülasyon; piyasa rekabetinde hayatta kalma stratejisini, kendini eğitilebilir ve hizmet edilebilir göstermeye çalışma ise emek piyasasında itibar kazanma çabasını temsil eder.

İktisadi örnek:
Bu durum, Gary Becker’in İnsan Sermayesi Teorisi ile çelişir. Çünkü teoride eğitim = gelir artışı beklenir; filmde ise eğitim illüzyonu bile paradigmada karşılık bulmaz. Yapısal eşitsizlik nedeniyle yatırım geri dönüşü yoktur.

2.2. Gelir Dağılımı ve Mekânsal Segregasyon

Evin üç katı:

Üst kat → sermaye, karar ve kültürel sermaye sahibi sınıf

Yarı bodrum → güvencesiz prekarya

Bodrum → sistem dışı, “fazlalık nüfus” (Marx’ın yedek sanayi ordusu)

Bu mimari, gelir dağılımı eğrisinin mekânsallaştırılmış halidir.

 

3. Sınıfsal Hiyerarşi ve Sosyal Hareketlilik Engeli

3.1. Sınıf Atlamak Bir Hayal mi?

Ki-woo’nun “zengin olup evi satın alma” planı, aslında beklenen fayda teorisi açısından irrasyoneldir; fakat Davranışsal İktisat açısından tutarlıdır:

Umut yanlılığı (optimism bias)

Kontrol yanılgısı (illusion of control)

Erişilebilirlik sezgisi (availability heuristic)

Bu psikolojik mekanizmalar, bireyi gerçekçi olmayan ekonomik hedeflere yönlendirir.

İktisadi örnek:
OECD verilerine göre (genel literatür) Güney Kore’de sosyal hareketlilik, gelir eşitsizliğinin arttığı dönemlerde ciddi biçimde yavaşlamıştır. Film, bu olgunun dramatik izdüşümüdür.

3.2. Göreli Yoksunluk ve Psikolojik Şiddet

Yoksulluk yalnızca parasal değil; kıyaslandıktan sonra acı veren bir durumdur. “Koku” metaforu: yoksulluğun biyolojik ve ahlaki bir leke gibi algılanması. Bu, psikolojik şiddetin ekonomik temelidir.

 

4. Emek, Görünmezlik ve Tüketim Kültürü

Kim ailesi, Park ailesinin rahatlığı için; duygusal işçilik (emotional labour) yapar, görünmeyen bir koordinasyon yürütür, evin ritüellerini sürdürür. Ancak bu emek üretken kabul edilmez, sadece hizmet olarak sınıflandırılır. Bu nedenle; değeri düşük, yerine geçilebilir, statü üretmeyen bir pozisyondadır.

İktisadi karşılık:
Adam Smith’in görünmez el metaforunun toplumsal karşılığı burada kırılır; çünkü piyasada arz-talep dengesi ahlaki ve sınıfsal filtrelerden geçmektedir.

 

5. Çatışma Ekonomisi: Alt Sınıflar Arası Rekabet

Eski hizmetçi ve kocasının varlığı, sistemin en çarpıcı yönüne işaret eder. Yoksullar birbirlerinin düşmanı haline gelmiştir. Sermaye sınıfı ile değil, kısıtlı kaynak için kendi içlerinde savaşırlar. Bu, Marx’ın yedek işçi ordusu teorisinin sinematografik halidir. Prekarya, birbirini tehdit ederek sermayenin ihtiyaç duyduğu düşük ücretli, uysal işgücünü üretir.

İktisadi örnek:
Bu durum oyun teorisindeki Mahkum İkilemi ile aynıdır. İş birliği yapsalar kazanacaklardır. Teşvik mekanizması ihaneti ödüllendirir. Sonuç olarak herkes kaybeder, sermaye kazanır.

 

6. Final: Şiddet Bir Sonuç Değil, Yapısal Bir Semptomdur

Cinayet sahnesi, bireysel kötülük değil; yapısal zorunluluktur. Onuru zedelenen emek, sınıfsal nefes darlığı, psikolojik kırılma ve ekonomik çaresizlik. Bu nedenle film, ahlaki değil, ekonomik bir trajedidir.

 

7. Sonuç

Parasite, kapitalist toplumlarda eşitsizliğin; bireysel çabayla çözülemeyeceğini, sistematik olarak yeniden üretildiğini, duygusal ve psikolojik zararlarının ekonomik şiddet kadar yıkıcı olduğunu
gösterir.

Film bize şunu söyler; Kapitalizm, herkese eşit şans sunmaz; sadece, eşit şansın mümkün olduğuna dair hikâyeler satar.