Özet
Bu çalışma, Bong Joon-ho’nun Parasite filmini; sınıfsal hiyerarşi, gelir dağılımı, davranışsal iktisat, neoliberal ideoloji, toplumsal dışlanma ve psikososyal çatışma kavramları üzerinden incelemektedir.
Film, Güney Kore’nin geç kapitalist dönüşümünün ortaya çıkardığı derinleşen gelir
eşitsizliği, sosyal hareketliliğin tıkanması ve yoksulluğun
patolojikleştirilmesi olgusuna dair bir mikro düzey öykü sunmaktadır. Analiz,
karakterlerin davranışlarını iktisadi rasyonalite, beklenti teorisi, göreli
yoksunluk ve görünmez emek gibi kavramlarla ilişkilendirerek; bireysel
seçimlerin sistemsel bağlam tarafından nasıl belirlenip sınırlandığını ortaya
koymaktadır.
1. Giriş
Parasite, kapitalist toplumlarda eşitsizliğin sadece
ekonomik değil, aynı zamanda mekânsal, duygusal ve psikolojik boyutlarıyla da
deneyimlendiğini göstermektedir. Filmde anlatılan çatışmalar bireysel değil; sistemin
kendi iç dinamiklerinin ortaya çıkardığı sonuçlar olarak belirir.
2. Teorik Çerçeve
2.1. Neoliberalizm ve Kendini Girişimci Olarak Kurgulama
Neoliberal söylem, bireyi
piyasada kendi varlığını satması gereken bir girişimci özneye dönüştürür. Kim
ailesinin kendini pazarlama biçimleri bu duruma örnektir. Sahte sertifikalar; insan
sermayesini kozmetik olarak şişirmeyi, manipülasyon; piyasa rekabetinde hayatta
kalma stratejisini, kendini eğitilebilir ve hizmet edilebilir göstermeye
çalışma ise emek piyasasında itibar kazanma çabasını temsil eder.
İktisadi örnek:
Bu durum, Gary Becker’in İnsan Sermayesi Teorisi ile çelişir. Çünkü teoride
eğitim = gelir artışı beklenir; filmde ise eğitim illüzyonu bile paradigmada
karşılık bulmaz. Yapısal eşitsizlik nedeniyle yatırım geri dönüşü yoktur.
2.2. Gelir Dağılımı ve Mekânsal Segregasyon
Evin üç katı:
Üst kat → sermaye, karar ve
kültürel sermaye sahibi sınıf
Yarı bodrum → güvencesiz prekarya
Bodrum → sistem dışı, “fazlalık
nüfus” (Marx’ın yedek sanayi ordusu)
Bu mimari, gelir dağılımı eğrisinin mekânsallaştırılmış halidir.
3. Sınıfsal Hiyerarşi ve Sosyal Hareketlilik Engeli
3.1. Sınıf Atlamak Bir Hayal mi?
Ki-woo’nun “zengin olup evi satın alma” planı, aslında beklenen
fayda teorisi açısından irrasyoneldir; fakat Davranışsal İktisat açısından
tutarlıdır:
Umut yanlılığı (optimism bias)
Kontrol yanılgısı (illusion of
control)
Erişilebilirlik sezgisi
(availability heuristic)
Bu psikolojik mekanizmalar, bireyi gerçekçi olmayan ekonomik
hedeflere yönlendirir.
İktisadi örnek:
OECD verilerine göre (genel literatür) Güney Kore’de sosyal hareketlilik, gelir
eşitsizliğinin arttığı dönemlerde ciddi biçimde yavaşlamıştır. Film, bu olgunun
dramatik izdüşümüdür.
3.2. Göreli Yoksunluk ve Psikolojik Şiddet
Yoksulluk yalnızca parasal değil; kıyaslandıktan sonra acı
veren bir durumdur. “Koku” metaforu: yoksulluğun biyolojik ve ahlaki bir leke
gibi algılanması. Bu, psikolojik şiddetin ekonomik temelidir.
4. Emek, Görünmezlik ve Tüketim Kültürü
Kim ailesi, Park ailesinin
rahatlığı için; duygusal işçilik (emotional labour) yapar, görünmeyen
bir koordinasyon yürütür, evin ritüellerini sürdürür. Ancak bu emek üretken
kabul edilmez, sadece hizmet olarak sınıflandırılır. Bu nedenle; değeri düşük, yerine
geçilebilir, statü üretmeyen bir pozisyondadır.
İktisadi karşılık:
Adam Smith’in görünmez el metaforunun toplumsal karşılığı burada kırılır; çünkü
piyasada arz-talep dengesi ahlaki ve sınıfsal filtrelerden geçmektedir.
5. Çatışma Ekonomisi: Alt Sınıflar Arası Rekabet
Eski hizmetçi ve kocasının
varlığı, sistemin en çarpıcı yönüne işaret eder. Yoksullar birbirlerinin
düşmanı haline gelmiştir. Sermaye sınıfı ile değil, kısıtlı kaynak için kendi
içlerinde savaşırlar. Bu, Marx’ın yedek işçi ordusu teorisinin sinematografik
halidir. Prekarya, birbirini tehdit ederek sermayenin ihtiyaç duyduğu düşük
ücretli, uysal işgücünü üretir.
İktisadi örnek:
Bu durum oyun teorisindeki Mahkum İkilemi ile aynıdır. İş birliği yapsalar
kazanacaklardır. Teşvik mekanizması ihaneti ödüllendirir. Sonuç olarak herkes
kaybeder, sermaye kazanır.
6. Final: Şiddet Bir Sonuç Değil, Yapısal Bir Semptomdur
Cinayet sahnesi, bireysel kötülük
değil; yapısal zorunluluktur. Onuru zedelenen emek, sınıfsal nefes darlığı, psikolojik
kırılma ve ekonomik çaresizlik. Bu nedenle film, ahlaki değil, ekonomik bir
trajedidir.
7. Sonuç
Parasite, kapitalist
toplumlarda eşitsizliğin; bireysel çabayla çözülemeyeceğini, sistematik olarak
yeniden üretildiğini, duygusal ve psikolojik zararlarının ekonomik şiddet kadar
yıkıcı olduğunu
gösterir.
Film bize şunu söyler; Kapitalizm, herkese eşit şans sunmaz;
sadece, eşit şansın mümkün olduğuna dair hikâyeler satar.