Özet
İktisat bilimi yalnızca üretim, tüketim veya fiyat
mekanizmalarını açıklayan bir disiplin değildir; aynı zamanda insanların ve
kurumların birbirlerinin kararlarından etkilenerek nasıl davrandığını anlamaya
çalışan stratejik bir sosyal bilimdir. Bu noktada oyun teorisi, modern
iktisadın en güçlü analiz araçlarından biri olarak öne çıkar. Oyun teorisi,
bireylerin ve kurumların kararlarını yalnızca kendi çıkarlarına göre değil,
diğer aktörlerin olası hamlelerini hesaba katarak şekillendirdiği durumları inceleyen
matematiksel bir çerçevedir. Bu makalede oyun teorisinin iktisat açısından
önemi, temel kavramları ve ekonomi dünyasındaki uygulama alanları ele
alınacaktır.
1. Giriş: İktisat Neden Stratejik Bir Bilimdir?
Geleneksel iktisat teorileri çoğu zaman bireyleri “rasyonel”
karar vericiler olarak tanımlar. Ancak gerçek hayatta ekonomik kararlar, izole
bir şekilde alınmaz. Bir firmanın fiyat düşürmesi, rakip firmaların tepkisini
doğurur. Bir devletin vergi politikası, yatırımcıların davranışlarını
değiştirir. Bir tüketicinin tercihi, piyasadaki arz-talep dengesini etkiler.
Dolayısıyla iktisadi hayat, adeta bir satranç tahtası gibidir: Her hamle, karşı
hamleyi çağırır.
İşte oyun teorisi tam da bu stratejik etkileşimleri
açıklamak için geliştirilmiştir.
2. Oyun Teorisinin Tanımı ve İktisatla İlişkisi
Oyun teorisi, birden fazla karar vericinin bulunduğu ve her
birinin sonucunun diğerlerinin kararlarına bağlı olduğu durumları analiz eden
bir yöntemdir.
İktisat açısından oyun teorisi şu sorulara yanıt arar:
- Firmalar
rekabet ederken nasıl fiyat belirler?
- Karteller
neden bazen çöker?
- Pazarlık
süreçlerinde kim daha avantajlıdır?
- İşbirliği
mi daha kârlıdır yoksa rekabet mi?
- Devletler
ekonomik politikaları birbirlerine göre nasıl şekillendirir?
3. Temel Kavramlar: Ekonomik Oyunun Aktörleri
Oyun teorisinin iktisadi analizinde üç temel unsur bulunur:
3.1 Oyuncular
Oyuncular ekonomik sistemde karar veren aktörlerdir:
- Firmalar
- Tüketiciler
- Devletler
- Sendikalar
- Yatırımcılar
3.2 Stratejiler
Her oyuncunun seçebileceği hamleler vardır:
- Fiyat
artırmak veya düşürmek
- İşbirliği
yapmak veya rekabet etmek
- Yatırım
yapmak veya beklemek
3.3 Kazançlar (Payoff)
Her stratejinin sonucunda ortaya çıkan ekonomik faydadır. Bu
fayda yalnızca para değil, pazar payı, itibar, güven veya uzun vadeli güç
olabilir.
4. Nash Dengesi: Ekonomide Dengenin Stratejik Yorumu
Oyun teorisinin en önemli katkılarından biri Nash dengesi
kavramıdır. Nash dengesi, hiçbir oyuncunun tek başına stratejisini değiştirerek
daha iyi bir sonuca ulaşamayacağı durumdur. İktisat açısından bu denge şunu
ifade eder: Piyasada firmalar, rakiplerinin hamlelerini hesaba katarak en uygun
stratejide “kilitlenirler”. Örneğin iki büyük firmanın sürekli fiyat kırması,
aslında herkesin zarar ettiği ama kimsenin tek başına vazgeçemediği bir Nash
dengesidir.
5. Mahkum İkilemi: Ekonomik Hayatta İşbirliği Neden Zordur?
Oyun teorisinin en ünlü modeli Mahkum İkilemi’dir. Bu model,
ekonomide işbirliği sorunlarını açıklar.
Örnek:
İki kişi, Ali ve Veli, bir suça karıştıkları şüphesiyle
polis tarafından yakalanır. Ancak polisin elinde onları kesin olarak mahkûm
edecek güçlü kanıtlar yoktur. Bu yüzden polis ikisini ayrı odalara alır ve her
birine aynı teklifi sunar: “Eğer suçunu itiraf edersen ve diğer kişi susarsa,
sen serbest kalırsın. Diğer kişi ise ağır ceza alır. Eğer ikiniz de susarsanız,
kanıt yetersizliğinden hafif bir ceza ile kurtulursunuz. Ama ikiniz de itiraf
ederseniz, ikiniz de orta düzey bir ceza alırsınız.”
Ali’nin önünde iki seçenek vardır: Susmak ya da itiraf
etmek. Ali düşünür: “Eğer Veli susarsa ve ben itiraf edersem hiç ceza almam.
Eğer ben de susarsam bu durumda 1 yıl ceza alırım. O zaman Veli susarsa benim
için en iyi seçenek itiraf etmek olur.” Sonra Ali başka ihtimali değerlendirir:
“Ya Veli itiraf ederse? Eğer ben susarsam bütün suç benim üzerime kalır ve 10
yıl ceza alırım. Ama ben de itiraf edersem bu kez 5 yıl ceza alırım. Bu durumda
da itiraf etmek daha iyi.”
Ali hangi senaryoya bakarsa baksın, kendi açısından daha
mantıklı olan hamle itiraf etmektir. Veli de aynı şekilde düşünür. Sonuçta
ikisi de en güvenli seçeneği seçerek itiraf eder. Böylece ikisi de 5’er yıl
ceza alır.
Olası Sonuçlar ve Ceza Yılları
Durum 1: İkisi de Susarsa; Ali 1 yıl, Veli 1 yıl ceza alır.
Durum 2: Ali İtiraf Eder, Veli Susarsa; Ali “itirafçı” olur, serbest kalır. Veli
10 yıl ceza alır.
Durum 3: Veli İtiraf Eder, Ali Susarsa; Veli kurtulur, Ali 10 yıl ceza alır.
Durum 4: İkisi de İtiraf Ederse; ikisi de suçlu bulunur. Ali 5 yıl, Veli 5 yıl
ceza alır.
Oysa burada ilginç bir durum ortaya çıkar: Eğer ikisi de susmuş olsaydı
yalnızca 1’er yıl ceza alacaklardı. Yani ortak olarak en iyi sonuç susmakken,
bireysel çıkar ve güvensizlik ikisini daha kötü bir sonuca sürüklemiştir.
Mahkum ikilemi, oyun teorisinin en ünlü örneği olarak, insanların veya
kurumların işbirliği yapmasının neden zor olduğunu ve stratejik kararların
bazen herkesi daha kötü bir dengeye götürdüğünü gösterir.
6. Oyun Teorisinin İktisattaki Uygulama Alanları
6.1 Oligopol Piyasalar
Az sayıda firmanın olduğu
piyasalarda oyun teorisi vazgeçilmezdir. Örneğin: Telekom şirketleri, Otomotiv
sektörü ve Enerji piyasaları. Her firma rakibinin hamlesine göre fiyat ve
üretim belirler.
6.2 Kartel ve Rekabet Politikaları
Karteller, firmaların birlikte hareket ederek fiyatları
yükseltmesidir. Oyun teorisi kartellerin neden sürdürülemediğini açıklar.
6.3 Müzakere ve Pazarlık Teorisi
Ücret pazarlıkları, uluslararası ticaret anlaşmaları ve borç
yapılandırmaları oyun teorisiyle analiz edilir.
6.4 Kamu Politikaları ve Devlet Stratejileri
Vergi oranları, teşvikler veya para politikaları, piyasa
aktörlerinin tepkileri düşünülerek belirlenir.
7. Cournot (Antoine Augustin Cournot), Bertrand (Joseph Louis François
Bertrand) ve Stackelberg (Heinrich von Stackelberg) bakış açılarından yorum:
iktisatta oligopol rekabetini açıklayan üç temel model
Mahkum ikilemi yalnızca polis sorgusunda geçen teorik bir
hikâye değildir; aslında iktisadi hayatın tam merkezinde yer alan bir davranış
modelidir. Ekonomide firmalar çoğu zaman tıpkı Ali ve Veli gibi, birbirlerinin
kararlarına bağlı stratejik seçimler yapmak zorundadır. Özellikle oligopol
piyasalarında, yani piyasada az sayıda büyük firmanın bulunduğu durumlarda,
firmalar yalnızca kendi üretim veya fiyat kararlarını değil, rakiplerinin ne
yapacağını da hesaba katarak hareket eder.
Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki büyük firma
düşünelim. Bu firmalar fiyatlarını yüksek tutarlarsa ikisi de rahatça kâr eder.
Ancak firmalardan biri fiyat indirimi yaparsa, tüketicilerin büyük kısmını
kendine çekebilir ve pazar payını artırabilir. Bu durumda diğer firma ciddi
zarar eder. Dolayısıyla her firma şu ikilemle karşı karşıya kalır: “Rakibim
fiyatı yüksek tutarsa ben indirirsem daha çok kazanırım. Ama rakibim de
indirirse ben indirmezsem müşteri kaybederim.” Sonuçta her iki firma da en güvenli
hamle olarak fiyat kırmaya yönelir ve ortaya herkesin kârının düştüğü bir fiyat
savaşı çıkar. Tıpkı mahkum ikileminde olduğu gibi, rekabet baskısı firmaları
daha kötü bir dengeye iter.
Bu mantık, iktisatta özellikle Bertrand modeli ile çok net
biçimde açıklanır. Bertrand rekabetinde firmalar fiyat üzerinden yarışır. İki
firma da fiyatı biraz düşürerek rakibinin müşterisini alabileceği için, sonunda
fiyatlar neredeyse maliyete kadar iner. Böylece firmalar aslında istemedikleri
halde, karşılıklı olarak kârlarını sıfıra yaklaştıran bir dengeye sürüklenir.
Bu durum mahkum ikileminin piyasa versiyonudur. Bireysel olarak mantıklı
görünen strateji, topluca zararlı bir sonuca yol açar.
Cournot modeli ise aynı rekabetin fiyat değil, üretim
miktarı üzerinden yaşandığı bir çerçevedir. Firmalar burada “kaç birim
üretmeliyim?” sorusunu sorar. Eğer iki firma da üretimi sınırlı tutarsa
fiyatlar yüksek kalır ve kâr artar. Ancak bir firma üretimi artırırsa kısa
vadede daha fazla satış yapabilir. Rakip firma da aynı şekilde üretimi
artırınca piyasada arz fazlası oluşur ve fiyatlar düşer. Sonuç yine benzerdir.
Firmalar bireysel olarak avantaj ararken, piyasa dengesi herkesi daha düşük
kâra mahkûm eder.
Stackelberg modeli ise bu stratejik oyuna zaman boyutu
ekler. Bu modelde firmalardan biri lider konumundadır ve önce hamle yapar,
diğeri ise takipçidir. Lider firma üretim miktarını önceden belirleyerek
rakibini yönlendirebilir ve avantaj elde edebilir. Bu durumda oyun teorisi bize
şunu gösterir. Piyasada sadece ne yaptığınız değil, ne zaman yaptığınız da
stratejik üstünlük oluşturabilir. Lider firma, mahkum ikileminde ilk hamleyi
yapan oyuncu gibi oyunun sonucunu kendi lehine çevirebilir.
Bu üç modelin ortak mesajı şudur: modern iktisatta rekabet
yalnızca fiyatların veya arz-talebin mekanik sonucu değildir. Rekabet aynı
zamanda bir strateji oyunudur. Firmalar karar alırken yalnızca kendi
maliyetlerini değil, rakiplerinin tepkilerini, piyasanın dengesini ve uzun
vadeli sonuçları da düşünmek zorundadır. Mahkum ikilemi bu yüzden iktisatta çok
güçlü bir metafordur. Bireysel rasyonalite her zaman toplumsal veya sektörel
olarak en iyi sonucu üretmez.
8. Sonuç: Modern İktisat Bir Strateji Bilimidir
Eğer mahkumlar işbirliği yapmış olsalardı, ikisi de kolayca
kurtulabilirdi. Bunun yerine, kişisel çıkarların rasyonel bir şekilde takip
edilmesi, ikisini de büyük bir acıya sürüklemiştir.
Oyun teorisi iktisada yalnızca matematiksel bir araç
kazandırmamıştır, aynı zamanda ekonomik hayatın gerçek doğasını daha net
göstermiştir:
- Ekonomi
sadece arz-talep değil, stratejik etkileşimdir.
- İnsanlar
yalnızca rasyonel değil, karşı tarafı hesap eden aktörlerdir.
- Rekabet
kadar işbirliği de analiz edilmelidir.
- Piyasalar
bazen optimal değil, stratejik dengelerde sıkışır.
